YAŞASIN 1 MAYIS

İşçi sınıfı ve emekçi halkların uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs geleneği tüm engellemelere ve genelde yaşanan olumsuz koşullara rağmen dünyanın bir çok yerinde her ülkenin özgül koşulları içinde kutlanmaya devam ediliyor. Dünyada baskı, zulüm ve sömürü varoldukça 1 Mayıs geleneği yaşamaya ve kutlanmaya devam edecektir.

Türkiye ve Kürdistan'da 1 Mayıs üzerindeki yasak, engel ve kısıtlamalar devam ediyor. Buna rağmen emekçilerin, ilerici, devrimci ve demokrat güçlerin kararlı tutumuyla 1 Mayıs çeşitli biçim ve düzeylerde yıllardır kutlanmaktadır. Emekçi halklarımız ve devrimci güçler 1 Mayısı bu yıl da kuıtlamaya hazırlanıyorlar. Ancak, bu yılki 1 Mayıs kutlamalarının, emekçi halklarımız açısından daha büyük bir anlamı vardır.

Türkiye siyasi, ekonomik ve toplumsal bir bunalım sürecini yaşıyor. Rejimin bunalımı sürekli olup giderek derinleşiyor. Ekonomik bunalımın yükünü işçiler, emekçi halk kesimleri, küçük ve orta esnaf çekiyor. Üretim durmuş, iflaslar katlanarak artmış, yeni işten atılmalarla işsizlik astronomik rakamlara ulaşmıştır. Zengin daha çok zengin, fakir daha çok fakirleşmiştir. Toplumun önemli bir kesimi açlık sınırının altında yaşıyor. Türkiye'de kimsenin gelecekten umudu kalmamıştır. Geniş halk kitlelerine iş, özgürlük, adalet, demokrasi vb. vadeden AKP yönetimi de önceki iktidarlardan farklı olmadığını icraatlarıyla ortaya koymuş bulunuyor. Hatta söylenenlerin tersine ne ekonomide düzelme olmuş ne de demokratik bir açılım sağlanabilmiştir. Kürt halkının hakları tanınmamıştır, Kürdistan'da süregelen baskı ve zulüm devam etmektedir, devrimci-demokratik güç ve çevrelere yönelik sindirme ve yoketme politikası devam ediyor. Tek başına iktidara gelen AKP yönetimi de Türkiye’yi içine düştüğü bu derin bunalımdan kurtaramaz. Çünkü rejim tükenmiştir, Türkiye, rotasını kaybetmiş bir gemi gibi, belirsiz bir geleceğe doğru yol alıyor. Türkiye sadece iç politikada değil, dış politika da son derece köşeye sıkışmış bulunuyor. Kıbrıs sorununda yolun sonuna gelinmiştir. AB sürecinde kilitlenme ve hatta gerileme içine girilmiştir. Ortadoğu politikası iflas eden Türkiye, bölgede tecrit olurken, stratejik müttefiki olan ABD ile ciddi çelişki ve sorunlar yaşıyor.

Tüm bu olumsuzluklarına rağmen, Kürdistan ve Kürt sorunu, hala Türkiye'nin yegane öncelikli sorunudur. Tüm kurum ve kuruluşlarıyla Türk devleti, Türk medyası, sivil toplum kuruluşları vb. Kürt halkının mücadelesini yoketmek için çalışmaktadırlar. Resmi siyasi sınırları içinde yaşayan 20 milyonu aşkın Kürdün en basit haklarını tanımayan Türkiye devleti, şimdi de Irak'ta yaşayan Türkmen kartına oynuyor. Güney Kürdistan'daki kazanımlara yönelik en büyük tehlike Türkiye'den kaynaklanmaktadır. Son yıllarda artan ırkçılık, Irak savaşı ile birlikte dizginlenemez boyutlara ulaşmıştır. Güney Kürdistan, Kerkük-Musul petrolleri üzerine ilhakçı emeller besleyen Türkiye devleti için, bir hedef tahtası haline gelmiştir.

Halkların özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi günümüzde 1 Mayısı yaşatan en önemli dinamiktir. Burada, 1 Mayıs dolayısiyle, Türkiye'deki tüm devrimci, demokratik ve insancıl çevreleri devletin bu kural tanımaz ırkçı ve ilhakçı politikasına karşı kararlı mücadeleye ve halkımızın mücadelesini desteklemeye çağırıyoruz.

Güney Kürdistan'daki gelişmeler dört parçada Kürt halkı arasında büyük bir coşku yaratmıştır. Kürdistan'ın Güney parçasında sömürgecilik boyunduruğu kırılmaya başlanmıştır. Irak'taki kanlı Baas diktatörlüğünün yıkılması sadece bu ülkede yaşayan Kürt, Arap ve diğer halklar için değil, aynı zamanda tüm Ortadoğu halkları için önemli bir gelişmedir. Kürt halkının esaretten kurtulması Türkiye, İran, Irak ve Suriye'de demokrasi mücadelesine büyük ivme kazandıracak, Ortadoğu halklarının devrimci-demokratik mücadelesine büyük katkı sunacaktır. Dolayısiyle Kürt halkınının bu parçada kazandığı mevzileri korumak ve desteklemek bölge düzeyinde devrimci bir görevdir.

Türkiye'de de bu süreci derinleştirmeliyiz. Sömürgeciliğe, baskı, zulüm ve asimilasyona, yükselen ırkçılığa, devrimci-demokratik güçlere uygulanan imha politikasına, işçi sınıfı ve emekçi halklar üzerindeki sömürüye, yoksulluğa karşı mücadelenin ve özgür, demokratik, eşit temellere dayanan bir gelecek kurmanın yolu ortak hedeflerde mücadeleyi yükseltmekten geçiyor. Bu anlamda PNK, Kürdistan'da, halkımızın ulusal-demokratik mücadelesini yürütürken, Türkiye düzeyinde halkların eşitliği temelinde demokrasi mücadelesinde de gücü oranında yerini alıyor, alacaktır.

Bu amaçla, PNK; işçileri, emekçileri, devrimcileri, demokratları, aydınları, demokrasi mücadelesinde yer alan tüm güç ve çevreleri daha etkin bir mücadeleye çağırıyor.

Yaşasın 1 Mayıs!

Mayıs 2003

KUZEY KÜRDİSTAN ÖRGÜTLERİ PLATFORMU