|
Cezaevlerindeki operasyonlarla ilgili açıklama
KAMUOYUNA
Bir çok cezaevinde, siyasi tutuklu ve hükümlülerin, F tipi olarak
adlandırılan cezaevlerini protesto etmek için, E tipi cezaevlerinde başlattıkları,
ölüm oruclarının 60. gününde, beklenilen ölümlerin önüne geçmeyi,
bahane eden hükümet, "Hayat kurtarma operasyonu" denilen
operasyona girişmiş oldu. "Hayat
Kurtarma Operasyonu" adı altında, 19 Aralık’ta başlayarak süren ve
bir çok tutuklu ve hükümlünün hayatına mal olan operasyon, "Hayat
Karartma Operasyonu", biçiminde tüm hızı ve acımasızlığı ile sürmektedir.
Siyasi tutuklu ve hükümlülerin kaldıkları, Bayrampaşa, Bartın,
Çanakkale ve Ümraniye cezaevleri hükümlü ve tutukluları, günlerden beri
süren bir abluka altında, direnişlerine devam etmektedirler. Hükümet
hertürlü girişimi redederek, yakalamış olduğu bu fırsatı
değerlendirmek isteyerek, F tipi cezaevlerine geçişi sağlamaya çalışmaktadır.
Hükümet, düşmanını ablukaya almış gibi, mahkumlara karşı, tazyikli
su, göz yaşartıcı ve zehirli gazlar birlikte Skorski helikopterlerini de
kullanarak, hertürlü şiddete başvurmaktadır. Bu operasyonla, tutuklu ve hükümlü
mahkumların ölümüne neden olan hükümet, işlediği bu siyasi cinayetleri
örtbas etmek için de, onların, mahkumlar tarafından katledildiği yalanını yaymaktadır. Bu operasyon öncesi, Adalet Bakanı 9 Aralıktaki
basın toplantısına, F tipi cezaevlerine nakillerin 6 ay süreyle ertelendiğini, bu
konuda toplumsal bir mutabakat sağlanmadan,
bu cezaevleri ile ilgili uygulanmayaya başlanmayacağını açıklamış ve
daha sonra da bu açıklamalarını değişik beyanlarında yenilemiştir. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün,bu
demeç ve açıklamalarından kısa bir süre sonra, F tipi cezaevlerine
nakillerin başlatılması, Adalet Bakanı'nın ciddiyetsizliğinin ve güvenilmezliğinin
bir göstergesi olmuştur. Bu
tutumla hükümet, ciddi bir hazırlık içinde olduğunu göstermiş, hükümetin tüm çaba ve manevralarınin,
kendilerini dünya ve Türkiye kamuoyu önünde haklı gösterebilecek
gerekçeler yaratmaya yönelik olduğu ortaya çıkmıştır, Şu ana kadar kamuoyuna
verilen bilgilere göre, ölü sayısı 25 civarındadır. "Hayat
Kurtarma Operasyonu", operasyonun henüz bitmediği bu saatlere kadar,
verdiği kayıplarla hükümeti, Başbakan Bülent Ecevit´i ve Hikmet Sami
Türk´ü zor bir duruma sokacaktır. Hükümet,Kürt sorunu, Avrupa birliği,
MİT, Genel Kurmay ve devletin çeşitli kurumları arasında yaşanan
koordinasyonsuzluktan, deli danalar gibi sağa sola saldırararak, adeta "otorite olma"
telaşındadır.. Saldırılarını ve gerekçelerini haklı göstermek için
devlet, her türlü yola başvurmakta tereddüt etmemektedir. Parlamento ve
kamuoyunda, bu operasyonu protesto eden sesler maalesef cılız kalmıştır.
Siyasi tutuklu ve hükümlüler kaderleri ile başbaşa, devletin
zorbalığına terk edilmiş durumdadır. Bu vahşete karşı çıkmak ve protesto etmek bir
insanlık borcudur. Bu vesile ile Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Partisi
(PADEK), tüm yurtsever ve demokratları, insanlık dışı bu girişimlere
karşı, seslerini yükseltmeye
çağırmaktadır.
21 Aralık 2000 KÜRDİSTAN
ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ PARTİSİ
|