Ankara 2 No'lu Devlet Güvenlik
Mahkemesi İmralı'da geniş bir kamuoyunca beklenen
kararı verdi ve PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan'ı
"devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan
bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf
eylemleri" gerekçe göstererek idama mahkum etti.
Karar
hukuki değil siyasidir ve devletin bu kararı bundan 74
yıl önce, Kürt ulusal hakları için başkaldıran
?eyh Said'in idam günü olan 29 Haziran'a denk getirmesi
de tasadüfi değildir. Türk devleti, darağaçlarıyla
Kürt halkını ulusal demokratik mücadelesinden
caydırmaya çalışıyor, ona gözdağı veriyor.
Verilen karar, PKK Genel Başkanı Abdullah
Öcalan'ın mahkemede sergilediği tutum ve öne
sürdüğü görüşler ne olursa olsun, TC'nin inkar ve
imha politikasında ısrar ettiğini bir kez daha
kanıtlamaktadır. Halbuki Kürt sorunu Öcalan'dan önce
de vardı ve onun idam edilmesiyle de ortadan
kalkmayacaktır. Tıpkı güneşin doğuşu ve batışı
gibi, Kürt ve Kürdistan sorununun demokratik ve
kalıcı çözümünü de kimse engelleyemez. Aksine
Kürt ulusal mücadelesi daha da boyutlanarak
sürecektir. Tarih buna tanıktır.
Türk yöneticileri 2000 yılına girdiğimiz bir
dönemde, yıllarca sürdürdüğü yanlış
politikalarından vazgeçmelidir. ‹nadı ve öcalma
politikasını bir tarafa bırakıp, Kürt ulusal
gerçeğini tanımalı ve buna uygun çözüm yolları
bulmalıdır. Abdullah Öcalan'ın idamına bugün evet
diyenler ve onun ortadan kaldırılmasıyla koskocaman
bir ulusun sorununun sona ereceğini umanlar, iki toplum
arasında tamiri mümkün olmayan kin ve nefret
tohumlarını ekmekten başka bir iş yapmış
olmayacaklardır.
Türk devleti Kürt sorununu çözmek istiyorsa, bunu
idam sehpaları kurarak değil, Kürt ulusal demokratik
güçleriyle diyaloga geçerek bu sorunun barışçıl ve
demokratik yollarla çözümünü kabul etmelidir.
PADEK, Öcalan'a verilen idam kararını kınıyor ve
tüm demokratik güçleri bu konuda duyarlı olmaya
çağırıyor.
30 Haziran 1999
Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi
Platformu