KÜRDISTAN ÖZGÜRLÜK VE
DEMOKRASI PARTISI (PADEK)
MK TOPLANTISI SONUÇ BILDIRISI
Merkez Komitemiz, partimizin Ocak ayinda yapilan ilanindan sonraki ilk
toplantisini yaparak gündemine aldigi çesitli konulari degerlendirdi ve
gerekli kararlari aldi. Önce patimizin son durumu ve simdiye kadarki
faaliyetlerini ele alarak, sürece daha aktif ve kararli müdahalenin
olanaklarini tartisti. Kendi içinde yaptigi görev bölüsümüne uygun olmak
üzere, mücadelenin
çesitli alanlarda sürdürülmesi ve bunlar arasinda uyumlu bir koordinasyonun
saglanmasi için
yapilmasi gerekenler degerlendirildi.
Örgütlü mücadeleyi sürdürmede kararlilik
Yeni kurulmus olmanin
beraberinde getirdigi tüm dezavantajlara ragmen PADEK'in temsil ettigi
gelenekten aldigi gücü, kadrosu ve taraftarlarinin deneyim ve kararliliklari
ile bütünleserek, üzerine düsen görevleri, program ve tüzügünde dile
getirdigi tarihi misyonlari yerine getirmeye aday bir parti oldugu vurgulandi.
Kimilerinin yaptigi gibi, kendi dar örgüt çikarlarini temel a lan firsatçi
yaklasimlardan özenle kaçinmasinin, PADEK'in kendisine ve
halkimiza duydugu özgüvenden ve ilkelerinin dogrulugundan kaynaklandigi
belirtilerek,simdiye kadarki ilkeli tutumunu devam ettirilmesi benimsendi.
Merkez Komitemiz, PADEK'in bir yandan örgütsel görev ve sorumluluklari
dogrultusunda mücadeleci ve dirençli bir hatti sürdürürken, öte yandan da
tüm ulusal demokratik güçlerin, halkimizin ülke ve ulus realitesine uygun
olarak dostluk ve siyasal planda ortak faaliyet alanlarinin güçlendirilmesi
gerektigi hususunda görüs belirtti. Mevcut Kuzey Kürdistan
Ulusal Platformu'nun daha da güçlendirilerek güç ve eylem birlikteliginin
kalicilastirilmasi ve giderek daha ileri mevzilere dogru yol alinmasi gerektigi
vurgulandi. Bu baglamda,platformun 9-10 Eylül tarihlerinde Köln de
düzenleyecegi ve Avrupa'nin degisik ülkelerinden büyük bir katilimi beklenen
toplantiya deger vermektedir. Partimizin inanci odur ki, katilimcilar halkimiz
üzerinde oynanmak istenen oyunlara karsi ortak bir tavir gelistirerek, Kürt
ulusal hareketinin Kemalizme ve "Demokratik Cumhuriyet" tezi altinda
düzene entegre edilmek istenmesine tutum alacaklardir.
Kaygi verici gelismeler
Son dönemlerde çesitli ulusal demokratik çevreler
arasinda tirmandirilan tartismalarin, amaci asan boyutlara vardirilmasinin
kimseye yarar saglayamayacagi ve hatta istenmeyen kimi sonuçlara ve
tahribatlara yolaçabilecegi belirtildi. Elestiri ve özelestiri hakkinin dogal
bir hak oldugu; elestirilere karsi kapali ve tepkisel davranmanin kaçinilmasi
gerektigi, yanlis politikalarda asiri israrin saplantisinin, telafisinin
imkansiz sonuçlar dogurabilecegine isaret edildi. Ayrica elestirilere karsi
tahammülsüz davranislarin yaninda, ölçüsüz ve hassasiyet gerektiren
konulardaki dikkatten uzak yaklasimlarin da yarardan çok zarar getirebilecegi
hususuna dikkatler çekildi.
Partimiz PADEK'in örgütlerin içislerine karsi saygili oldugu, ancak
örgütlerin üye ve taraftarlarin can güvenligi ve özgür iradelerine
yönelik davranislarin ve politikalarin kabul edilemez oldugu ve örgütlerin
iç sorunu olarak degerlendirilemeyecegi noktasi gözönünde bulundurularak;
özellikle PKK'nin bu konuda geçmiste de yeterince hassas davranmadigi
düsünülerek; ne kendisine ne de halkimizin kurtulus ideallerine yarar
saglamayacak davranislardan kaçinmasi ve olasi bir yanlislikta bulunmamasi
konusunda PKK'nin dikkatinin çekilmesi gerektiginin alti çizildi. Partimiz
TC´nin son "sinirötesi" hava operasyonunda 38 sivil Kürt
köylüsünün katledilmesini kinar.
Son siyasal gelismeleri de degerlendiren MK'miz, devletin dayatmis oldugu
teslimiyet ve tasfiye politikalarina karsi kosulsuz ve tek yönlü bir biçimde
geri adim atarak karsilik vermenin yaratacagi olumsuzluklarla ilgili kaygilarini
belirterek, bu siyasetin teshir edilmesi gerektiginin altini bir kez daha
çizdi. Cumhuriyetin kurulusundan beri devlet, ileri sürdügü tezlerde
basarili olamamis, devletin yapamadiklarini adeta PKK yapmaya çalismakta; tüm
ulusal degerlerimizi ve ulusal baskaldirilari gerici, feodal ve emperyalist
devletlerin bir senaryosu olarak degerlendirerek, ulusal demokratik haklar
ugruna verilen mücadeleye, kara çalmaya yeltenmektedir. PKK Genel Baskani
Abdullah Öcalan, isi daha ileri boyutlara götürerek, "Kürt halkini
Kemalizm söylevleri altinda yürümeye çagirmaktadir". Ancak bununla
birlikte halkimizin yüzlerce yillik direnisçi ve özgürlükçü geleneginin
yarattigi sagduyu sayesinde, kendi ulusal taleplerinde vazgeçmeyecegi ve en zor
sartlarda bile ulusal davasini sürdürerek, sahnelenmek istenen, tüm oyunlari
bozacagi becerisini gösterebilmesi, tüm olumsuz gelismelere karsi bir avantaj
oldugu, bir kez daha teyit edildi.
Türkiye'nin AB'ye girmesi sorunu
Devletin AB'ye girmek ve dünya kamuoyunu
yaniltip ekonomik, siyasi ve diplomatik yararlar elde etmek için attigi ya da
atacagini belirttigi kimi sözde demokratiklesme yönündeki adimlarin, birer
aldatmaca ve gözboyama oldugu, esas amacin demokratiklesme degil, sadece
sistemin kimi tikanikniklarini sistem içi rutin düzenlemelerle yamayip
"demokratiklesmeme"
yönündeki adimlari demokratiklesme olarak dünya kamuoyuna yutturma
çabasindan baska birsey degildir. Türkiye'nin bu oyunlari karsisinda,
kamuoyunun ve demokratik güçlerin, kimi beklentilerin içine girmemeleri
dogrultusunda uyarilmasi gerekmektedir.
Ayrica ABD ve Avrupa Birligi üyesi devletlerin, her defasinda demokrasi,
insan haklari, azinliklar vb. konularda hassasiyetlerini belirtmekle birlikte,
bu konularda Kürt halkina iliskin olarak üzerlerine düseni samimi ve kararli
bir sekilde yerine getirmekten uzak, ikircimli bir politika izlemeye devam
ettikleri tespiti yapildi. Dünyada mevcut bulunan çesitli ulusal sorunlari
çözmek için ya taraflari bir baris masasi etrafinda bir araya getiren ya da
bizzat müdahale ederek bu sorunlari çözmeye çalisan "Yeni Dünya
Düzeni" savunuculari, sözkonusu Kürtler olunca, birakin bu sorunu ulus
ve ülke boyutlari içinde ele alip çözmeyi; insan haklari boyutunda bile
kayda deger bir adim atmayarak, bölgedeki bas müttefikleri
TC'yi desteklemekten geri durmadiklarina dikkatlerin çekilmesi gerektigi
vurgulandi.
AB üyeligi için olmazsa olmaz olarak getirilen ve "Kopenhag Kriterleri" olarak bilinen paketin, uygulanmasinin halkimiz için yararli
olmakla birlikte, Kürt ulusunun azinlik olmadigi, dolayisi ile bu adimlarin
yerine getirilmesinde, bizler için baglayici olmayacagi önemle belirtildi.
Çünkü, ne bu kriterlerin tesbitinde ne de olasi uygulama sürecinde, Kürt
halkinin ve onun siyasal temsilcilerinin muhatap alinip görüslerinin
sorulmadigina isaret edilerek, Kürt sorununun adeta Kürtlerden baska herkesin
sorunu haline getirilmek istendigi ve Kürtler adina baskalarininin konustugu,
baskalarinin tartistigi ve yine baskalarinin karar verdigi; hem de dogru
dürüst Kürtlerin varligi ve ismininin bile telafuz edilmedigine dikkatler
çekildi.
"Kopenhag Kriterleri"
Yine ayni sekilde "Kopenhag Kriterleri" nin yorumu ve uygulanmasindan sikismis olan devlet, kimi kalemsörleri ve
danismanlari
vasitasi ile Cumhuriyet'in ilanindan beri sözkonusu etmedigi "Lozan
anlasmasi"nin 39. maddesini gündemlestirerek, bu anlasmadan Kürtlerin de
diger azinliklar gibi yararlanabilecegi, böylece, hem "Kopenhag
Kriterleri"ni, yerine getirmis olacak, hem de Kürt sorununu çözmüs
olacagini hesaplamaktadir. Isin aci gerçegi, bu projeye bazi Kürt
çevrelerinden ve aydinlardan da destek sunulmaktadir.
Dünyaya baris ve huzur getirecegini iddia eden güçlerin, dünyanin en
hassas bölgesi olan
Kafkasya, Balkan, ve Ortadogu üçgeninin tam ortasinda bulunan Kürdistan'in
varligi ve Kürt
ulusunun özgür iradesini hiçe sayarak bunu gerçeklestirmeye çalismanin akil
kari olmadigi ve
Kürt sorununun gerçekten de adil ve kalici bir tarzda çözülmesi
isteniyorsa, herseyden önce
diyalog yolunun açilmasi ve Kürtlerin siyasal temsilcilerinin muhatap alinmasi
gerektigi
önemle vurgulandi.
Merkez Komitemiz, özellikle son on yilda dünyada olusturulmaya çalisilan
"Yeni Dünya
Düzeni"nin gerçekte bir avuç kapitalist devletin çikarlarini gözeten
ve bütünüyle kaba güç ve
kuralsizliga dayanan bir düzen oldugunun gözden kaçiririlmamasi gerektigini;
ancak olusan
yeni güçler dengesinin halkimizin lehine degerlendirilmesi ve bundan
yararlanilmasi için de
kimi olanak ve avantajlar dogurabilecegine isaret etti. Bu çerçevede, Güney
Kürdistan'da son on yilda meydana gelen gelismeler ve bunlara bagli olarak elde edilen
kazanimlara PADEK, büyük bir önem vermektedir. Kürt halki da diger tüm
halklar gibi baris, huzur ve özgür olarak topraklarinda yasamak istemektedir.
Baris ve huzurun kalicilastirilmasi için hepimize ve özellikle de o parçadaki
halkimiza ve örgütlermize büyük görevler düsmektedir.
Merkez Komitemiz, önemle üzerinde durdugu noktalardan biri de; Kürt
sorununun çözümü için gerek Türkiye'de ve gerekse uluslararasi planda
diyalog yolunun açilmasi için yapilan faaliyetlerin bütün önemine ragmen,
"hak verilmez, alinir" temel kurallindan yola çikilmasi gerektigi
gerçekligidir. Ulusal kimlikli parti, Kürtçe radyo, tv ve Kürt dili ile
egitim vb.sorunlarin da bu anlayis temelinde ele alinmasi durumunda basari sansinin daha
da artacagi
belirlendi.
Legal parti sorunu
Özellikle legal parti konusunda yasanan gelismeler ve degisik kanallardan
olusturulmaya çalisilan projeleri de titizlikle ele alan MK´miz, bu sorunu can
alici temel sorunlardan biri oldugu ve geçmiste yapilan bazi hatalardan
kaçinilmadigi taktirde, yine büyük hayal kirikliklari ve fiyaskolar
yasanilabilinecektir. Herseyden önce "Kürtlerin Birligi" adina
bütün Kürtleri dar bir alana sikistirmanin bir yarar saglamayacagi, önemli
olanin degisik siyasal görüs ve egilimlere sahip kisi ve çevrelerin önemli
siyasal konularda hareket birlikteliginin saglanmasi olduguna varildi.
Mevcut yasal partiler ile kurulmak istenen olusumlarin, Kürtlerin birliginin
önünde bir engel
degil, tersine bir zenginlik oldugu; birligi çok sesliligin degil, aksine
dayatilacak tek sesliligin bozabilecegi ve bu tek sesliligin geçmiste yasanan
"ben merkezli" politikalara çanak tutma riskini her zaman tasidigini
vurgulayan MK'miz, tüm bu olusum ve girisimlerine ragmen hala ulusal kimlikli
bir yasal partinin veya bu yönde ciddi bir girisim olusturulmadiginin altini
çizdi.
Bu hususta Merkez Komitemiz, PADEK'in "Benim bir yasal partim
olsun" mantigindan çok, halkimizin ve ülkemizin sorunlarini kendi
ölçüleri içersinde açik alanda gündemlestirip çözüm yolunu arayacak bir
olusuma duydugu ihtiyaçtan hareket ettigini ve bu yönde üzerine düseni
yapacagini, böylesi bir projeye her türlü destegi sunacagini belirtti.
Legal parti konusunda mevcut parti ve girisimlerin hala "Türkiye
Partisi" olma söylemlerinden vazgeçmedigi ve kimi telafuz farkliligina
ragmen hepsinin asagi yukari ayni seyleri tekrarlayip durduklarinin
gözlemlendigini vurgulayan MK´miz; herseyden önce mevcut yaklasim
yanlisliklarinin asilmasinin önemini dile getirdi. Bu baglamda PADEK´in
anlayisina uygun düsen legal partinin hem tasiyacagi kimlik, hem çalisma ve
mücadele tarzi,hem de partinin iç isleyisi hususunda mevcut olanlardan alabildigine farkli
oldugunu tesbit
etti.
Legal alanin hassasiyeti ve dönem dönem kimi düsüncelerin direkt olarak
savunma güçlülügünün de hesaba katilmasinin, ama tüm bunlarin belli
düsünsel degerleri ayaklar altina alinmadan ve kendini devlete ve kurumlarina
begendirme yanlisligina saplanmadan
yapilmasinin en dogru yol olacagini belirten MK'miz, mevcut olusumlari bu konuda
daha duyarli olamaya çagirdi.
Son olarak, ülkemizin içinden geçtigi tarihsel önemdeki kritik sürecten,
halkimizin ulusal talepleri lehine olumlu sonuçlar elde ederek çikmak;
dezavantajlari avantajlara dönüstürmek ve siyasal mücadelemizi ileri
boyuttaki atilimlarla taçlandirmak için tüm toplumsal ve siyasal kesimlere,
bugün her zamankinden daha büyük görevler düstügü vurgulanarak, biran
önce ulusal muhalefetin sorumlulugunu üstlenip ataga geçmesi gerektigini
belirten MK'miz; birlik ve dayanisma ruhu içinde, ulusal boyunduruga, zulme,
sömürüye ve haksizliga karsi olan herkesi göreve çagiriyor!
1Eylül 2000
PADEK
Merkez Komitesi
|