Basın açıklaması

Teslimiyet çağrılarına
birlikte karşı çıkalım!

PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan'ın İmralıda süren duruşmasının ilk haftasının beşinci gününde yani 4 Haziran 1999 tarihinde, PADEK olarak yaptığımız tesbit ve açıklamada; Abdullah Öcalan'ın ilk hafta boyuncamahkemede sergilediği tutum ve davranışları ve gerekse de medyaya yansıyan açıklamaları ile kendisinden umut edilen ve beklenilen bir davranış göstermediği, aksine kendisine inanan kitleleri hayal kırıklığına uğrattığına dikkatleri çekerek, olası ”sürpriz ” gelişmelere karşı uyarılarımızı  yapmıştık!

Geçen süre zarfında, gerek avukatları vasıtası ile yaptığı açıklamaları, gerekse de hangi kanallardan yaptığı meçhul olan diğer açıklama ve yazışmaları ile Abdullah Öcalan'ın belli bir strateji doğrultusunda, Başbakanlık Eşgüdüm Merkezi tarafından yönlendirildiği iddialarını güçlendirmektedir.

Bunun son örneği Abdullah Öcalan'ın avukatları aracılığı ile basına yaptığı 22 Eylül 1999 tarihli açıklamasıdır. Açıklamada şöyle denilmektedir; ”Atılacak demokratik adımlara engel olmadığını, aksine bu adımlara güç verdiğini kanıtlamak için bir PKK grubunun silahları ile birlikte iyi niyet ifadesi olarak Demokratik Cumhuriyete katılmak ve güç vermek için  Türkiye'ye gelmeye çağırıyorum. PKK'nın atacağı bu adım Barış ve Demokratik Çözüm için sembolik bir adımdır. Silahlı mücadele kararının sözde kalmadığını kanıtlamak açısından bu adım oldukça önemlidir”.

Bu son açıklama, olayın vehametinin boyutlarını açık seçik gözler önüne sermektedir. Bu doğrudan doğruya teslimiyete yapılan bi çağrıdır. ”Demokratik Cumhuriyet”e katılma  ve güç verme çağrısı, Türkiye Cumhuriyeti'ne teslim olma ve ona güç verme çağrısından başka birşey değildir. Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, bu çağrıya benzer bir çağrıyı daha geçen hafta, kimi gazete ve tv muhabirleri ile yaptığı sohbet toplantısında yapmıştı. Kıvrıkoğluna göre, silahlı mücadeleye son vermek yetmiyordu, PKK'lıların gelip teslim olmaları isteniyordu. Aradan fazla bir zaman geçmeden, Abdullah Öcalan, Kıvrıkoğlunun talebini yaldızlı laflarla süsleyerek, yerine getirmek istemektedir. Devletten hiçbir talepte bulunmayan Öcalan, ”sembolik” çağrılarla teslimiyetin ve tasfiyenin kapılarını açmak istemektedir. Bu çağrı ile PKK bir yol ayırımına gelmiştir. PKK, ya Abdullah   Öcalan'a kulak verip silahları ile birlikte teslim olacak veya kendisine yeni bir rota çizecektir.

İnancımız ve umudumuz odur ki, hiçbir Kürt yurtseveri teslimiyetin sesine kulak vermeyecek, yurtseverliğine halel getirmeyecektir. Kendisini teslimiyete çağıranları kaderi ile başbaşa bırakacaktır.

 

23 Eylül 1999

PADEK
Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Platformu
Yürütme Komitesi